antalyahayat Sahil Yapı Denetim
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
Hayat Dergisi

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Graf Tasarım
Galeria
Cem Otomotiv
RÖPORTAJ: Mehmet Remzi Sadi

RÖPORTAJ: Mehmet Remzi Sadi

Tarih 28 Şubat 2012, 14:27 Editör

1963 Ankara doğumlu. Anadolu kültürüyle büyümüş, bürokrat bir babanın oğlu. Antalya Lisesi mezunu olan Sayın Sadi, 1982 yılında henüz 19 yaşında, İçişleri Bakanlığı'nda memuriyet hayatına atılmış bir delikanlı.

“En iyiyi ben değil biz biliriz” sözü bence en çok siyasete yakışıyor.

 

CHP Konyaaltı ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi

Mehmet Remzi SADİ

1963 Ankara doğumlu. Anadolu kültürüyle büyümüş, bürokrat bir babanın oğlu. Antalya Lisesi mezunu olan Sayın Sadi, 1982 yılında henüz 19 yaşında, İçişleri Bakanlığında memuriyet hayatına atılmış bir delikanlı. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Fakültesinin 3. sınıfında öğrenci iken, askerlik vazifesini yerine getirmek için eğitimini yarıda bırakmış, ancak önce Halkla İlişkiler, sonrasında da İşletme Fakültesini bitirmiş.1987 yılında kendi arzusuyla Antalya Valiliğine tayinini isteyerek bir müddet nüfus teşkilatında, Valilik özel kalem ve protokol müdürlüklerinde çalışmış, 1994 – 1999 yıllarında Muratpaşa Belediyesinde şube müdürlüğü, 1999 – 2009 yıllarında da Konyaaltı Belediyesi Başkan yardımcılığı yapmış. 26 seneye yakın memuriyet hizmetinden emekli olarak, 2009 yılı yerel seçimlerinde CHP Konyaaltı ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi olarak siyasi hayata atılmış. Evli ve 1 çocuk babası olan Remzi Sadi, meclis üyeliği yanında, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Kurul Üyeliği, Akdeniz Belediyeler Birliği Turizm Komisyonu üyeliği, Konyaaltı Turizm Altyapı Hizmet Birliği Meclis Başkan Vekilliği gibi görevleri de sürdürüyor.

 

M. Remzi Sadi yarınlara nasıl bakıyor?

Dünyada bugün yaşanan ve ülkemizi de yakından etkileyen siyasal ve ekonomik sıkıntılar aslında kimi zamanlar karamsar olmama neden olsa da, yarınlardan elbette çok şey bekliyorum. Öncelikle ülkemizin tarihsel ve kültürel birikimine çok güveniyorum. Ayrıca, Anadolu’nun jeostratejik konumunun ve genetik kültürel mirasımızın, bir çok ülkeyi tedirgin ettiğini düşünüyorum. Demokratik bir yarışla ve halkın kendisine verdiği İktidar ya da muhalefet görevinin bilinciyle, ayrışmalarını olgunlukla tartışan, ülke menfaatlerinde tereddüt etmeden uzlaşabilen bir siyasi yapının, ülkemizin önünü açacağından hiç şüphem yok. Çocuk yaşlarda memuriyet hayatına atılmış bir kişi olarak, ülkemizin en büyük ihtiyacının, demokratik bir anayasa olduğunu düşünüyorum. Eğitime, sağlığa ve doğru planlanmış ekonomik yatırımlara önem veren, ülkenin bölgesel kalkınmışlık düzeyini eşitleyebilen, insan onurunu hakim kılan, din ve vicdan hürriyetini teminat altına alan laiklik anlayışından ödün vermeyen bir yapının, ülkemize çok şey katacağına inanıyorum.

 

CHP’de yerel anlamda neler oluyor?            

Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik. CHP’nin temel düşünceleri bunlardır. Aslında bırakın CHP’yi, hangi siyasi düşüncede olursak olalım, AB’ ye girme mücadelesini 40 yıldır sürdüren, Avrupa Parlamenter Meclisi Başkanlığını yürüten,     G 20 içerisinde yer alan bir Türkiye’de, bu temel konulardaki farklı bakış açılarının ancak, yorum farklılıklarında olabileceği kanaatindeyim. Partide yaşananları ise, CHP yi iyi algıladığımızda daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum. Aynur Hanım, CHP dinamik bir partidir. Hemen tüm konularda fikri tartışmaların olması bu anlamda yadırganmamalıdır. Tartışmaları sağlıklı bulmakla birlikte, kamuoyunda yarattığı izlenimi ve kimi zaman hoş olmayan söylemleri elbette tasvip etmekte mümkün değil. Bugün yerel anlamda sorun var gibi gözükse de, başta sayın il başkanı olmak üzere, parti kadroları, buna çözüm üreteceklerdir. Benim izlenimim, gençlik kollarından itibaren hemen her kademedeki kadrolarda görev almış, parti kültürünü ve kimyasını çok iyi bilen sayın il başkanının, gündeme neden olan tüm hususlarda, partinin artık daha fazla yıpratılmasına izin vermeyeceğidir. Biliyor ve inanıyorum ki; Parti çalışmalarını, Antalya’ya hizmetin bir aracı olarak gören il yönetimi ve aynı düşünceyi paylaşan tüm CHP’liler, siyaseti yanlış zeminlere taşıma niyetlerine dur diyeceklerdir. Bu da fazla bir zaman almayacaktır.

 

Türkiye ve Antalya ekonomisi hakkında ne söyleyeceksiniz?

Aynur Hanım, Türkiye ekonomisi dünyada 17. sırada bulunuyor. Ülke ekonomimizin daha da büyük noktalara taşınacağından çok umutluyum. 25 milyona yakın turist alan ve bundan

21 – 22 milyar dolar civarında gelir sağlayan, 134 milyar dolarlık ihracat rakamıyla umut aşılanan, 72 milyon nüfusa sahip bir ülkeyiz. Türkiye, suyu, toprağı, teknolojiyi iyi kullandığında aynı zamanda büyük bir tarım ülkesi. Sanayi sektöründe ki ihracaatı ile ön sırada yer alan, hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Genç nüfusu ile umut veren bir Türkiye var karşımızda. Yakın coğrafyası tam bir enerji deposu ve yine coğrafyasıyla anlamlı bir ticari köprü. İnşaat sektörü başta olmak üzere, dünyaya açılma gayretlerini sürdüren birçok girişimcimiz cesaretlendi, bu çok anlamlı bir gösterge. Antalya özelinde baktığımızda ise;  rahmetli Turgut Özal’ın başlatmış olduğu turizm hamlesiyle, Antalya gerçek kimliğini kazanmış ve bacasız sanayi dediğimiz bir kent. 10 milyon yabancı turisti ağırlayan, yurt içi turizmini geliştiren, yine bu anlamda turizmi çeşitlendiren girişimleri hızlandıran, organize sanayisi ile örtü alt tarımı ile Türkiye’nin en büyük haline sahip bir şehir Antalya. 1994 yılında Büyükşehir statüsüne geçmiş, iç göçün en gözde kenti olmuş, iyi yöndeki gelişmeleri yanında kendine özgü sorunları da yaşayan bir metropol aslında. Başta STK’lar, belediyeler ve katkı koyacak toplumun tüm unsurlarıyla, Antalya’nın marka değerini yükselttiğimiz müddetçe, katma değerinin 3 – 4 yıl içerisinde 2 katına çıkacağına eminim.

 

Sizce Antalya’nın en büyük sorunu nedir?

Antalya ciddi bir göç alıyor. Aynur Hanım bu konu bence ilk sırada. Halkımızın hizmet talepleri, iç göçün ilave sorunlarıyla maalesef yeterince karşılanamıyor. Tabi kentin tarihi ve kültürel dokusunun dejenere olması gibi ciddi bir sorunla da karşı karşıyayız. Zaman geçirilmeden akılcı çözümler bulmamız gerekiyor. Belediye yönetimlerimiz konunun elbette ilk muhatabı. Geçmişte kötü örnekleri uygulamış olan ve bence çok ciddi hataların yaşandığı kararlardan hızla uzaklaşmalıyız. İmar baskısını yaşadığımız bir gerçek. Kırcami, Çakırlar, Kepez gibi çözüm bekleyen bölgelerimiz var. Kentler canlı organizmalar gibi sürekli gelişime açık yerlerdir. Bu gelişime en başta bilimsel, sonra ekonomik çözümleri üretmekle yetinilmemeli, sorunlar henüz yaşanılmadan çözümlerini bulmalıyız. Eğitim kurumlarının eksikliği, sağlık tesislerine ihtiyaç ve ulaşım sorunları gibi temel hizmetleri makro ölçekte ele alıp, sürdürülebilir kılmadıkça çözmemiz de yetmez. Antalya’yı seviyoruz demekle çok sevmiş olmuyoruz. İnsan sevdiği bir şeye hor davranabilir mi. Tarihi çekirdeği hızla gerçek hüviyetine kavuşturmalı, muhteşem bir kültür, sanat bölgesi olarak insanlarımızla buluşturmalıyız. Kenti bölge bölge ele alıp, yeni bir anlayışı tesis ederek uygun entegrasyonu kurabiliriz. Sizinle saatlerce bu konuyu irdeleyebilirim. Büyük heyecan duyduğum konular bunlar. Ben bu kenti, sorunlarını ve elbette çözümlerini, uygulamanın içinde bulunmuş bir kişi olarak iyi bildiğimi sanıyorum. Aslında siyasete yönelmemdeki temel amacımda, geçmiş çalışma hayatım ve pratiğimin tüm birikimlerini halkımıza sunma gayemdi. Bu konuda son sözüm şu olsun; bizim kentimizin sahip olduğu bir kapasitenin, kolaylıkla üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun olamaz. Antalya yüce Tanrının insanlara bahşettiği muhteşem bir değerdir.    

 

Peki, neler yapılıyor?

Bu soru bu kadar sözden sonra bence de sorulmalıydı. Sayın Eryılmaz, öncelikle şunu söyleyelim. Antalya 19 tane ilçesi 95 belediyesi bulunan bir kent. Antalya Valiliği bünyesinde İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü gibi, bence önemli bir birim var. Antalya’da yatırım yapan her kamu kurumunun birbirleri ile koordineli olması, yatırımlarında bilgi alış-verişiyle hareket etmesi gerekiyor. İl Özel İdaresi, yerel yönetimler, bakanlıkların il teşkilatları bu yapının olmazsa olmazları. Koordinasyon bu sorunların üstesinden gelebilmek için ön şart. Bildiğiniz gibi buna benzer bir yapı, Aykome ve Ukome olarak, Büyükşehir bünyesinde de var. Kanun koyucu bunu tespit etmiş ve yürürlüğe koymuş. Hizmet bütünlüğünün sağlanması kıt ekonomik kaynakların olabildiğince doğru kullanılması da demek. Neler yapılıyor sorusuna, cevapta, aslında, koordinasyonda ne kadar başarılıyız da yatıyor. Yoksa elbette eldeki imkanlarla her kurum bir şeyler yapabilir. Ben koordinasyonda yeterince başarılı olamadığımızı düşünüyorum. Görevim itibariyle, yani büyükşehir meclis üyeliğim cephesinden bakarak bir cümle daha söyleyeyim. 2012 bütçe görüşmelerinde şahsım adıma söz almış ve şunu ifade etmiştim. Büyükşehir dahil 6 belediyemizin 2012 yılı toplam bütçeleri 1.milyar 95 milyon TL. Toplam nüfusumuz 1 milyon 100 bin kişi. Yani bütçemize göre 2012 yılında kişi başı 1.000 TL. Bir bütçe öngörülmekte. Bütçemizin yatırım ve buna benzer diğer kalemleri toplamı 650 milyon civarında. Demek ki kişi başı yatırım 600 TL. yi ancak biraz geçebilecek. Bütçenin en iyimser yaklaşımla % 80 gerçekleşmesinde bu rakam çok daha aşağılara iniyor. Aynur Hanım; Antalya gibi bir kent bunu hak etmiyor. Bunun hiçbir gerekçesi olamaz, olmamalı. İnanın çözümleri çok uzakta değil. Yeter ki, bu özel şehri siyasi hesaplarımıza kurban etmeyelim. Yeter ki; Siyasi sorumluluğumuzun yanında, vicdani sorumluluğumuzun olduğunu da unutmayalım     

 

Bundan sonraki siyasi planlarınız ve hedefleriniz?

Siyasi hedeflerimden önce, bu kentte yaşamayı, yaşlanmayı planladığımı ve bu kentin havasını teneffüs etmekten mutluluk duyduğumu söylemek isterim. Sayın Eryılmaz; saygın ve düzeyli bir yarış elbette siyasetin doğasında var, zaten olmalı da. Ancak; bu yarışta hırsın ve egonun sınır tanımadığı ve üstelik yıkıcı, seviyesiz bir ortama taşındığı yerde, samimiyetle söylüyorum,  ben yokum. Antalya siyasetindeki tüm değerli şahısları tenzih ederim. Hemen her siyasi kadroda kent ve ülke sorunlarını düzeylice tartıştığımız dostlarım var. Bilgi birikimlerini, siyasetin belirttiğim olası bu yönleri yüzünden kent yararına sunamayan değerler var. Siyasette fiilen olmadan da, doğru yapılanı alkışlayan, yanlış yapılanı her platformda eleştiren sorumlu bireyler olmamız gerekiyor. Antalya için, ülkem için uykularım kaçıyorsa, yanlış uygulamaların sayısı artık gittikçe artıyorsa ve en önemlisi eleştiriler kulak arkası ediliyorsa, elbette siyasetten kaçmakta doğru değil. İdari mevzuata dönük birikimlerim, uygulama ve yönetim tecrübelerim, siyaset içinde olmam sonucunu doğuruyor. Bu sorumluluktan uzak kalmak ne benim ne de böyle düşünenlerin izleyeceği bir yol olmamalı. Aynur Hanım; Mevlana’nın o çok güzel sözlerinden biri de şudur. “İnsanların umutlarını ellerinden almayın, belki de sahip oldukları tek şey odur.” Ben siyasette umutları yeşerten, büyüten ve gerçeğe dönüştüren olmayı hedefliyorum. Umarım başarılı olurum.

 

M. Remzi SADİ siyasete nasıl bakıyor?

Öncelikle şunu söyleyeyim, 1- demokrat bir pencereden bakıyor. 2- Siyaseti;  Fikirlerin ve projelerin yarıştığı, kamu menfaatinin temel amaç olduğu bir cepheden ele alıyor. Hadi yine güzel bir söz ile özetleyeyim. “Eğrinin gölgesi de eğridir” der bir atasözü. Siyasetin samimiyetsiz sözleri kabul etmediğine inanıyorum. Belki bir süre için insanları buna inandırabilirsiniz ancak, halkın gözünden bunun kaçmayacağı ve bunu cezalandıracağını düşünüyorum. Bence siyaset içinizdeki hizmet aşkının, verme, sunma, paylaşma duygularınızın en güzel aracı. Kendini bu duyguya adamış olmayı çok saygın buluyorum. Bu yönüyle güvenilir kurumların en başında siyaset kurumunun gelmesi gerekirken, bunun böyle olmadığını maalesef hepimiz biliyoruz.  Aynur Hanım, bunu değiştirmek tek bir gücün elinde, o güç de halk. Halkın siyasete ilgisini artırmak, bence bir devlet politikası olmalı. Kendi sorununa sahip çıkma özgüvenine erişmiş bir toplumda, siyasetin özlenilen seviyeye çıkacağından da şüphem yok. Yanlışın A sı B si olmaz. Yanlış yanlıştır. Kadın ve gençler yönüyle, pozitif ayrımcılığa zaman kaybetmeksizin geçmeliyiz. En iyiyi ben değil biz biliriz sözü, bence en çok siyasete yakışıyor.

 

2011 nasıl değerlendiriyorsunuz?

2011 dünya için önemli bir yıl oldu. Türkiye bence 2011 de dünyanın yaşamış olduğu siyasal ekonomik ve sosyal sorunlardan sıyrılabilmiş bir 2011 yaşamadı, yaşayamazdı da. Kapalı olmadığınız uluslar arası toplumun sorunlarının sizi de etkilememesi zaten mümkün değil. 2011 Türkiye’sinde gündeme yansıyan o kadar çok olay oldu ki saymakla bitecek gibi değil. Bunlara girersem dergiyi bu söyleşimiz kaplar sanırım. Ancak; sorumlu aramadan, iktidar ve muhalefet arasındaki diyalog eksikliğini, sorunun temeli olarak gördüğümü söyleyeyim. Bunun dışında, ben her zaman yapılanların, yapılabilecekler yanında sönük kalacağına inanırım. Yapılanları takdir etmeden eleştiri hakkının olmadığına da ayrıca bir parantez açayım. Birlik ve beraberliğimizin, bugün sorun gibi görünen konuları kolayca aşmaması mümkün değil. Genel anlamda dünya ne yaşadıysa Türkiye’de onu yaşadı demek kolaycılığına kaçmak istemiyorum. Çünkü benim, ülkemizin dünyayı kıskandıracak kadar zengin varlığı ve birikiminin olduğu yönünde güçlü bir inanışım var. 

 

 

Size göre stadyum diyince neler söylemek istersiniz? Ve yeni stadyum size göre nereye yapılmalıdır?

Stadyumlar yalnızca seyir alanları değil, halka açık spor alanları da olmalıdır. Antalyalı haftada, ya da 15 günde bir maç seyretmeye gitmemelidir. Sportif ihtiyaçlarını karşılayacağı,  24 saat bu hizmeti alabileceği bir alan olmalıdır. Bana göre mevcut Atatürk Stadyumumuzun olduğu alan, özenli bir proje ile yıkılmalı ve bu anlayışla göre yeniden inşa edilmelidir. Elbette futbol sahasının bakımı ve korunması sağlanmalıdır, ancak yan pisti, kapalı mekanları ve farklı üniteleri halkın kullanımına sunularak, reklam ve ekonomik kazanım portföyü yükseltilmelidir. Atatürk Stadyumunun bulunduğu alan, konumu itibariyle buna uygundur ve ranta kurban edilmemelidir. Alternatif aranacaksa ki hiç gerek yoktur, 100. Yıl bu yaklaşıma uyabilecek niteliktedir. 

 

Son olarak Hayat Dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Antalya Hayat Dergisi okuyucularına öncelikle içten sevgilerimi sunmak isterim. Umutlarını sevdikleri ile paylaşmalarını, uzattıkları ellerinin boş kalmamasını diliyorum. Sağlık, huzur, başarı ve şans yanlarında olsun. Değerli okuyucularınıza en derin saygılarımı sunuyorum.

Bu haber 11250 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Röportajlar

RÖPORTAJ: Dr. Mehmet Eken

RÖPORTAJ: Dr. Mehmet Eken Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1990 yılında mezun oldum ve Acil servis Hekimi olarak çalışmaya başladı...

RÖPORTAJ: Aleksander Samsonov

RÖPORTAJ: Aleksander Samsonov Moskova 1960 doğumluyum. Babam Rusya Devlet sanatçısı ve Rusya resim Akademisi üyesi akademis Marat Samsonov'du...
Mahmut Koçak
Sağlık Pınarı Mahmut Koçak
Şahika Öner
Lunapark Şahika Öner
Aynur Eryılmaz
Biz birlikte Türkiye'yiz Aynur Eryılmaz
İlham Rahimov
2014 Nisan ayı burç yorumları İlham Rahimov
Cem Aytekin
"Trafik dedektifi" Cem Aytekin
H.İbrahim Sezen
UMUDUN ÇOCUKLARI H.İbrahim Sezen
Recep Akkaya
Ben Sevmem Rakamları.! Recep Akkaya
Afife Demirtaş
"Adalet" varsa eğer Afife Demirtaş
Ahmet Dökdök
Sana göre, bana göre, kime göre? Ahmet Dökdök
Erol Rüzgar
BU ÜLKE KİMİN? Erol Rüzgar
Bülent Dokuzluo
Biraz da Ekonomi Bülent Dokuzluo
Harika Ören
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Harika Ören
Dicle Han Meto
Başarılar azaldıkça bahaneler çoğalır Dicle Han Meto
Yusuf Özcan
Karbeyazı acılarım Yusuf Özcan
Yıldız Can
Yalniz ruhlu kadınlar Yıldız Can
İrfan Varol
Yapı denetim sistemi maalesef rayına oturtulmadı İrfan Varol
Av. İsa Çelik
300 PARSEL VE SAHİLDER... Av. İsa Çelik
Naci Baydar
EMEKLİ POLİS OLUNCA Naci Baydar
RÖPORTAJ: Dr. Mehmet Eken

ANKET

Antalya Hayat sitemizi nasıl buldunuz ?




Tüm Anketler

Akkaya Group
Life GYM
Opet
sahil yapı denetim
Yılmaz Çamaşırhane
Acemoğlu
Özfer
Sedir Restaurant


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi