Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Diclehan METO röportajı
Tarih: 7.7.2018 16:13:18

Diclehan METO röportajı

Sayısız dizi, sinema ve tiyatro oyunlarından izlediğimiz samimi, sevecen ve en sempatik yüzü Ferdi ATUNER. Enerji dolu hoş sohbetiyle bizzat çok sevdiğim ve tanıdığım ekranların duayenlerinden. Sesiyle birçok karakterlere hayat vermiştir. Her konudan sohbet etmek mümkün siyaset, komedi, güncel olaylar. O kadar samimi ki inanın tanıyınca sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissedebileceğiniz bir kişiliğe sahip. Güzel duygulara bir o kadar da kibarlığa sahip eski İstanbul beyefendisi… Sohbetimiz rengârenkti ve ben sizlerle paylaşmak istedim.

Ferdi ATUNER 1944 yılında Erzincan´da doğmuştur. Ankara Devlet Konservatuarı Şan bölümünden mezun oldu. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğüne bağlı olarak Opera ve Bale sanatçısı olarak görev yapmıştır. 1986 yılından itibaren rahmetle andığımız sevgili Levent Kırca´nın yarattığı olacak o kadar adlı dakikalık güncel ve komik skeçler de oynadı.

1964 Keşanlı Ali Destanı. ( Sinema Filmi)

1976 Aşk Dediğin Laftır. (Sinema Filmi)

1980 IV Murat (TV dizisi)

1982 Preveze Öncesi. ( TV Dizisi)

1983 Alçaktan Uçan Güvercin. ( TV Dizisi)

1983 Küçük Ağa. ( TV Dizisi)

1983 Çarıklı Milyoner. ( Sinema Filmi)

1983 Üç İstanbul. ( TV Dizisi)

1984 Yabancı. (Sinema Filmi)

1985 Dokuzuncu Hariciye Koğuşu. ( Sinema Filmi)

1986 Hastahane. (Sinema Filmi)

1986 Olacak O Kadar (TV Dizisi)

1987 Hanım. (Sinema Filmi)

1988 Keşanlı Ali Destanı. (Dizi Filmi)

1993 Merhamet. (TV Dizisi)

1997 Çılgın Bediş. (TV Dizisi)

1999-2003 Ayrılsak da Beraberiz. ( TV Dizisi)

2002 Çocuklar Duymasın. (TV Dizisi)

2004 Cennet Mahallesi. TV Dizisi)

2007 Bez Bebek. ( TV Dizisi)

2012 Muhalif Başkan. Sinema Filmi)

2014 Meleklerin Mucizesi. ( Sinema Filmi)

2017 Karımı Gördünüz mü? ( Sinema Filmi)

Rol aldığı oyunlardan sadece birkaçı.

Evet, en heyecanlı bölüme sıra geldi. İlk sorum biraz klasik olacak. Bu mesleğe ilk adım atman nasıl oldu ve kimler destek oldu?

Kimse destek olmadı. Ben sanatçı olmayı çok istedim. İlk olarak Türk Sanat Müziği söyleyeyim diyerek yola çıktım. Radyolarda klasik koro programları vardı onları takip ederdim. O yıllarda Üsküdar Musiki Cemiyetinin ve Bir Türk Musiki konservatuarının radyoda amatör korolar olarak programlarına katılırdım. Onların provaları sırasında Tonmeister göz ucuyla sen bu tarafa diyerek diğerlerinden ayırdı. İşte o zaman farklı bir sese sahip olduğumu anladım. Ve opera yapmaya karar verdim. Ve nitekim böyle de oldu. Benim rahmetli babam ud çalıp Münir Nurettin SELÇUK dinlerdi. Onun sayesinde kulak aşinalığı oluştu. Akşam saatlerinde olduğunda Babam radyoyu açardı ve anneme seslenirdi. “Halide udumu getir.” Annem udunu getirince hemen akordunu yapardı. O dönemde Radyoda hangi eserler çalıyorsa, babam çaldığında, bizde hep beraber babama şarkıda eşlik ederdik. Konservatuarda okurken sevdiğim bir arkadaşım bana dedi ki! Keşanlı Ali Destanı oyununa eleman arıyorlar katılır mısın? Onun yönlendirmesiyle gittim ve Carlo d´Aipino Capocelli bana hemen ufak bir vokalist çalışması yaptırdı çok beğenip hemen oyuna dahil etti. Böylelikle de bu mesleğe adım atmış oldum.

Sergilediğin oyunlar sırasında sahnede başınıza gelen komik veya ilginç bir anın var mı bizimle paylaşabileceğin?

Benim biraz fazlasıyla muzip olduğum söylenir. Ama aslında öyle bir tavrım yoktur herkes son derece ciddi bilir ve beni öyle zanneder. Sahnedeyiz Carmen operası oynuyoruz bende orada yüzbaşı karakterini oynuyordum. Son oyunlara gelmişiz tenor arkadaşla. Beraber son oyunlarda ve bütün tiyatrolarda ufak tefek muziplikler yapılır. Seyirci bunu anlamaz ama oynayanlar lehinde olduğunu bildikleri için kendi aralarında bu tip diyaloglu muziplikler yapıp gülerler. Askerlerin sahneye girişinin ardından rahat, hazır ol vs komutlarından sonra sahne sırası bana geldiğinde beklenen aryayı söylemeye başladım. Her zamanki gibi çok yüksek sesle söylemem gereken aryayı o an muzipliğim tutmuş olsa gerek oldukça sesimi incelterek kırık bir şekilde söylemeye başladım. Tenor arkadaşın adeta nutku tutulmuştu diyebilirim. Ne oluyoruz der gibi bakışlar ve ardından şarkının duraksamasından sonra, hani irkilirsin ya silkelenir gibi yüksek ses ile giriş yapıp aryaya olması gereken ses tonu ile devam ettim.

Tiyatro´ya ilgi son yıllarda biraz daha arttı sanırım. Tiyatro´da geçmişte ve günümüzde yaşanılan sıkıntılar nelerdir?

Ben ve arkadaşlarım Devlet operasında ve Devlet tiyatrosunda olduğumuzdan dolayı, Allah´a şükür bizler öyle bir sıkıntı çekmedik. Devlet bütün gereken her şeyi veriyordu. Zamanında Keşanlı Ali´yi oynarken her gün temsili yapıyorduk. Pazartesi Repo, haftanın diğer günleri Pazar günü de dâhil matinesi vardı. Oyunların bir sürekliliği vardı. Simdi bakıyorum özel tiyatrolar haftada bir oyun oynanıyorsa büyük başarı olarak nitelendiriyorum. Zamanımızda Tiyatroya ilginin azalmasında en büyük etken televizyon. İnsanlara evde oturup TV programı seyretmek daha kolay geliyor.

Oynadığın rolü seyirciye anında ve birebir yansıtabilmen çok çok önemli. Sahne konsantreni bozmamak için özellikle yaptığın bir yöntem var mıdır?

Oyunculuğun vermiş olduğu bir akıcılık var. Ritmi bozmamak gerek. Çok prova yapıldığımız için, karşındakinin de repliğini ezberliyorsun ister istemez. Dolayısıyla oyunun içindeki sözlerin sıralamasını akışına göre takip edebiliyorsunuz.

Tiyatro mesaj vermeli midir? Nedir hayatımızdaki rolü?

Tabi ki mesaj verecek. Tabi ki de vermeli. Tiyatro, doğrudan seyirciyi etkileyen, birebir iletişim sağlayan bir sanat dalıdır. Aristofanes den, antik Tiyatro´dan bu zamana, Shakspeare dâhil bütün moliere, Schiller, hepsi yazdıkları eserlerden mesaj vermişlerdir. İyiyi göstermek, kötüyü de göstermek, kötünün neden iyi olması gerektiğini seyirciye sunmak açıklamak. Ve günümüze kadar da böyle gelmiştir. Ben slogancı propaganda yapan bazı Tiyatrolar var sadece slogan üretirler onları sevmiyorum.

Ben TV izlediğimde dizilerde kötülük, arsızlık ve dramın ötesinde çok daha fazlasını görüyorum ve bu da beni rahatsız ediyor. Eğitimden uzak, yeni nesli olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Bu konudaki fikirlerin nelerdir?

Aynı düşüncedeyim. Ne yazık ki bugün TV dizilerinde oynamak isteyen varoşluktan gelen genç kızlarımız genç erkeklerimiz ve kadınlarımız var ne yazık ki onarında onlara hitap eden izleyici kitlesi var. Yazılmış olan senaryolarda adeta onlara göre uyarlanıyor ve yazılıyor. Bunlar yeri geldiğinde, o onun kocasını ayartıyor, diğeri arkadaşının sevgilisini ayartıyor. Son derece mutlu bir yaşantısı olan bir kadını veya erkeği ayartıyorlar. Bu tiplemeler de el üstünde tutuluyor.

Ekran önündeki Ferdi ATUNER ile evdeki Ferdi ATUNER arasında çok fark var mı?

Bu soruyu evdekilere sormak lazım. Çok konuştuğum söylenmez. Zaten evde ne kadar zaman kalabiliyorum ki. İşim olmadığı zamanlarda saat yedi de evde olmaya çalışırım. Biraz hoş sohbetten sonra TV karsısına geçer, haber programlarına göz atarım. Türkiye nerde, o gün neler olmuş, neler bitmiş, nereye gidiyoruz, Devlet büyüklerimiz ne söylemiş, bunların arasında nasıl bir çekişme ve diyalogsuzluk var ve en önemlisi Türkiye´yi nereye götürecekler. Bu seslenişlere takılıp kalıyorum.

Damak tadına güvenir misin? İyi bir gurmeyim diyebilir misin?

Bizim TRT´ye yapmış olduğumuz tarihi lezzetler diye bir belgesel var. Bununla ilgili çekim yapıyoruz. Tabı ki tarihi Osmanlı yemekleri. Çok lezzetli bi o kadar da enteresan yemekler var. Benim baba tarafım Bulgaristan Filibe. o taraf dan doksan üç harbinden sonra Türkiye´ye gelmişler. Bizim evde yazın enteresan, ayva zamanı gelince etli ayva yemeği yapılırdı. Ama nasıl lezzetli, onu patates yer gibi yiyorsun. Kayısı, zerdali ve mürdüm eriği. Babam iş dönüşü yemişçilerden kuru yemişleri alır eve getirirdi. Anneme de Kasap Osman´dan yarın et gelecek şunu şunu yapıver derdi. Ve o yemekler o meyvelerle yapılırdı. O yemeklerin lezzetini hiçbir zaman unutamam. O tarihi lezzetler programında da hepsi var. Şuan günümüzde hiç biri yapılmıyor.

Seni en çok ne heyecanlandırır?

Nasıl bir şey heyecanlandırır beni. Duyduğum güzel bir ses, güzel bir müzik. Batı veya Türk müziği de olabilir. Konuşma diksiyonu düzgün kadın veya erkek sesi.

Kusurlu bulduğun davranışların var mı? Ah keşke yapmasaydım veya bu davranışımı değiştirmem gerek diye düşündüğün?

Çocuklarımı çok seviyorum. İyi ki onlar var. Ama bugünkü aklım olsaydı evlenmezdim. Erken yaşlarda evliliklerimi yapmazdım. Belli bir olgunluğa eriştiğim zaman yapsaydım diyebilirim.

Hayal ettiğin ve yaşamak istediğin cennetin nasıl olmalı ve nerede olmalı?

İstanbul ikinci yaşamak istediğim yer. İzmir eski Foça, yanı nasıl söyleyeyim kavga yok, gürültü yok, kimse kimseye bir şey söylemiyor, karışmıyor huzurlu bir yer. Bu konuşma üzerine bende; İzmir Foça da muhteşem bir yer birçok kişinin hayali ama neden İstanbul olduğunu sordum. İstanbul yedi tepe üzerinde kurulmuş ve İstanbul´ simge olmuş muhteşem bir şehir. Yedi tepenin de ayrı ayrı özelliği var. Her şeyi bulabilmek mümkün. Ben İstanbul diyorum ama 30 km dışı değil. Sandığınız gibi Kadıköy, Kartal, Beylik düzü veya Beşiktaş değil. Bahsetmek istediğim, eskiler bilir, ben İstanbul´a iniyorum dediklerinde Eminönü nü kastederlerdi. Eski İstanbul dediğimiz yerlerden bahsediyorum.

Tiyatro, Dizi, Sinema, Opera ve seslendirme sıralamaya koyarsak, hayatını etkileyen hangi dal olmuştur?

Benim hayatımı etkileyen tabi ki opera olmuştur. O dönemlerde Opera yaparken ister istemez tiyatroya geçiş yapmak kolay oldu çünkü sesime dublaj gerekmiyordu.

Geleceğe dair kaygıların var mı?

Bunu hiç söylemesem. Kaygım var evet çünkü Türkiye bundan önceki Türkiye gibi olamayacak kaygısı var. Şöyle bir silkelenip eski huzurumuza geri dönebilsek. Her şey raydan çıkmış gibi. Araplaşmak istemiyorum ben Türküm.

İçinde kalan ve oynamak istediğin bir karakter oldu mu?

Allaha şükür. Hemen hemen bütün karakterlerde oynadım diyebilirim. Bunların arasında komedi oldu, darama oldu, melodram oldu. Bunların dışında canlandırmak istediğim bir de, Eski İstanbullu fakat Ermeni olan bir kişiyi şivesi ile hakkını vererek oynamak isterdim. Kulakları çınlasın Ortanç Kıvanç Ermeni asıllı oyuncu bir arkadaşımız var. Benim gibi Türkçe konuşur. Biz zaman zaman bir araya geldiğimizde eski İstanbul Ermeni şivesiyle sohbetlerimiz şen şakrak eğlenceli geçer.

Oynadığınız karakterlerle aranızda bir bağ kuruyor musun? Üzerinde bu etkileşim ne kadar süre kalabiliyor?

Hiçbir zaman olmadı. Provalar oluyor oyunlar oynanıyor ve ben normal yaşantıma dönebiliyorum. Bende hiç rol ile aramda etkileşim olmadı.

Hiç kimsenin göremediği ve dışa yansıtmadığınız bir özelliğin var mı?

Söylersem duyan ve bilmeyen o bilgileri benim aleyhime kullanabilir ( deyip gülümsedi)

Kelimelere ve kurulan cümlelere çok dikkat ediyorsun. Oysa ekranlardaki filmlerde dizilerde bozuk cümleler, bozuk şiveler ve karakterler var insanların örnek aldığı. Yeni neslin konuşma bütünlüğünü bozduğuna birçok kere şahit oluyoruz. Bu konudaki düşüncen nelerdir?

Herkes kendi yöresinden geldiği gibi konuşmaya çalışıyor. İstanbul Türkçesi diye bir şey vardı ve Konservatuarlarda bu Türkçe öğretilirdi. Okullarda edebiyat dersinde de Aruz vezni öğretirlerdi Baki´den Fuzuli´den Nefi´den .Ne yazık ki günümüzde güzel Türkçemizi öğrenmeye çalışan ve konuşan sayılı insanlar kaldı. Müzikle uğraşan, Sanat müziği ile uğrasan kişiler aruzla yazılmış olan güftelerin nasıl okunması gerektiğini biliyorlardı. Niye derseniz İstanbul belediyesinin konservatuarı vardı Türk müziği öğretiyorlardı ve başlarında rahmete andığımız Münir Nurettin Selçuk vardı. Orada edebiyat dersinde bütün bunlar öğretiliyordu. Şimdi Türk müziği bölümünde öğretilmiyor ve ne yazık ki üzerinde durulmuyor.

Okullarda diksiyon ve konuşma eğitimi verilmeli mi?

Sınıflar o kadar kalabalık ki her bir kişi ile tek tek nasıl ilgilenilir bu da çok zor olsa gerek. Edebiyat öğretmenleri bile Türkçeyi doğru dürüst konuşmuyorlar. Edebiyat öğretmeni olmak için gırtlağının temiz olması gerekir. Üniversite sınavlarına giriyorsun aldığın puana göre atamalar oluyor. Bu eğitim ilkokuldan beri alınması gerekir. Ama kaç tane ilkokulda doğru dürüst öğretmen Türkçe konuşuyor. Duruş bozuk şive bozuk. Sadece Edebiyat dersi için sınavlarda sözlü konuşmaya, diksiyona bakıp ona göre atama yapmalılar.

Hobin var mı yaptığın?

İnsanların Türkçelerini düzeltmek ve bilhassa Televizyonda haberleri izlediğimde ve genç arkadaşları da izlediğimde yaptıkları fonetik hataları çıldırarak yüksek sesle düzeltiyorum. Yüksek sesle düzeltmemin sebebi ise hem kulağım, hem gırtlağım alışsın, hem de doğrusunu duysun diye. Doğrusunu da duysak, yanlışını da duysak her türlü kulak yıkanıyor. Onun için doğrusunu bağırarak yüksek sesle tekrar etmek gerek.

Siyaset olmasa olmaz yönetimi nasıl buluyorsun? Gelir tablosu gittikçe aşağı inmekte. Kimse mutlu değil. Bu durumda sihirli bir değneğiniz olsaydı ilk neyi değiştirmek isterdin?

Sihirli bir değneğim olmuş olsa Meclisteki Anadolu´dan gelmiş olan bütün vekilleri değiştirirdim. Niye? Anadolu da tanınmış olan nalbur, mağaza sahibi diyelim, çiftlik sahibi diyelim bunlar paraları ile Meclisteler. Kendileri dangıl dungul oldukları için hangi parti olursa olsun, şu parti veya bu parti değil hepsinin için de var. Oturup kalmasını bilmeyen, konuşmasını bilmeyen, elleri ayrı kolları ayrı oynayan, bakışlar başka mimikler ve surat ifadeleri farklı farklı. Öncelikle bütün bunları değiştirirdim. İstanbul´dan Milletvekili olur mu? İstanbul´dan da çıkacak olan milletvekilleri de yine zaten İstanbul´a dışarıdan gelmiş olanlardır.

Yeni Tiyatrocular yetişmek için neler yapılıyor ve onlara ne söylemek isterdin?

Birçok Üniversitenin oyunculuk bölümü var. Ve bunlar sınavla Öğrenci alınıyorlar. Bu Üniversiteye alınan Öğrencilerin hiç biri doğru düzgün eğitimden geçmiyorlar. Diksiyon yok ve ufak tefek rollerle geçiştiriliyorlar Bunu yapacak olan kişi birçok ciddi Devlet tiyatrolarında ve şehir tiyatrolarındaki oyunları izleyerek kendilerini geliştirmek gerekmektedir.

Size hangi soruyu sormamı isterdin?

O kadar güzel sorular hazırlamışsın, beni yönlendirdin aradın ki benim kendi kendime sorulması gereken soru kafamda yok. Ancak bana sorulması gereken nedir? Diye sorarsan hayattan mutlu musun yaptığın isten mutlu musun? Evet mutluyum. “Vel Ba´su Ba´del Mevt” benim çok sevdiğim bir söz. Ölümden sonrada yeni bir bedenle, tekrar Dünyaya gelsem aynı kişi olarak ve aynı işi yapan kişi olarak gelmek isterim.

Röportaj: Diclehan Meto

 











Kaynak: ANTALYA HAYAT

Anahtar Kelimeler: Tiyatro dizi sinema oyuncusu Ferdi ATUNER
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Antalya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:21 08:01 13:09 15:42 18:00 19:27
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
ALTIN
0
BIST
0
 
Antalya
Güneşli
Bugün
31 / 22 °C
Güneşli
Cuma
33 / 22 °C
Güneşli
Cumartesi
39 / 23 °C
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
"Yenileceğinden korkan, daima yenilir."

YILDIRIM BEYAZIT
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi